..:: HAVARİLERDEN DELİL ::..

Her işin başı Cenab-ı Allah'a yakın olmaktır. Bizi Cenab-ı Allah'a yaklaştıran üç şey Kitap'ı, Ev'i ve Peygamberleridir. Namaz içinde her üçü de vardır. Kitap'tan Sure veya Ayet okuruz; Evi'ne yöneliriz; şeklini ve ilmini Peygamberden öğreniriz.

Hz.Muhammed S.A.V. Buyurur ki:
"Kur'an okuyan kişi,
Cenab-ı ALLAH ile konuştuğunu söylese, yalan söylememiştir."

Bir eser okuduğunuzda mutlaka yazarı ile iletişim kurarsınız. Bu iletişimi kurduğunuz kadar o eserden istifade edersiniz, iletişim kurabildiğiniz kadar o tablonun dilini çözebilirsiniz, yönetmeni ile iletişim kurabildiğiniz kadar o filmin mesajından etkilenirsiniz, Hal bu ki yönetmen sadece bir isim olarak görünür, çoğu kez fark edilmez bile. Ancak filmin her zerresi O'nun eseridir. Yönetmen, senarist, oyuncu ve seyirci ahengi tamamlandığında sanatın derinliklerine ineriz.

Seyirci biziz, seyircinin ahengi inanmasıdır, güvenmesidir.

Cenab-ı ALLAH'ın "Kitap'ın koruyucusu Biziz" Beyan'ından daha kuvvetli delil ne olabilir ki? Ama o da yetmiyor. Müslüman'ım diyenlerden bile çatlak sesler çıkabiliyor veya gereken önem verilmiyor. Şu anda elimizde hangi kitap varsa, O korunmuştur. İlelebet korunacaktır da. Ta ki Sahibi tarafından kaldırılıncaya kadar.
Hz. Muhammed S.A.V. Buyuruyor ki:

"Onlar delil istiyorlar."

Delil, çağrının sonudur. Tehlikenin de başıdır, kurtuluşun da başıdır. Nasıl mı oluyor? Bakın Cenab-ı Allah İsa Aleyhisselam'ın Havarilerinden nasıl örnek veriyor.(Allah onlardan razı olsun! Amin!.) Cenab-ı ALLAH'ın sevdiği kullardır. Kul olarak varılabilecek en yüksek mertebede, Peygamberlik görevinin emanetçileri, yardımcıları.

5.Maide Suresi: Bismillahirrahmanirrahim,
112.Ayet: Bir vakit Havariler: "Ey Meryem oğlu İsa, Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?" demişlerdi de İsa da: "İnanıyorsanız Allah'tan korkun!" demişti.

113.Ayet: Onlar: "Biz istiyoruz ki ondan yiyelim, kalplerimiz mütmain olsun da senin bize doğru söylediğini bilelim ve onu -Allah'ın indireceği sofrayı- bizzat görenlerden olalım." dediler.

114.Ayet: Meryem oğlu İsa şöyle yalvardı: "Allah, ey bizim yegane Rabbimiz, bize gökten bir sofra indir ki, bizim için, önce ve sonra gelenlerimiz için bir bayram ve kudretinden bir nişane olsun! Bizleri rızıklandır. Sen rızık verenlerin en hayırlısısın!"

115.Ayet: Allah buyurdu ki: "Ben onu size muhakkak indiririm. Fakat bundan sonra içinizden kim nankörlük ederse, Ben onu kainatta hiç kimseye yapmayacağım bir azap ile cezalandırırım.

Öyle iken Cenab-ı Allah büyük bir azap ile uyarmaktadır. Çünkü o zaman görerek iman etmiş olacaklardı. Aklın görevi akılla iman etmektir. Hayvan'ın aklı gördüğü ile yetinmesidir. Onların zikri, yaratılıştan verilir. Yaşamsal akılları gördükleri, hissettikleri iledir. İnsanın farklılığı aklı ile görebilmesidir. Uzayı dahi düşündükçe beynine sığdırır,  düşündükçe atomların içine girer.

İmanın şartı akıl ile inanmaktır. Görerek imanda akıl kullanılmamaktadır. Yoksa Hz. Muhammed S.A.V. Yıllardır insanların arasında eziyet çekmez. Hemen Peygamberliğini herkes biliverirdi. Amaç imtihandır. Önce inananların derecelenmesidir. Firavun'un Hanımı Asiye Anamızın imtihanı kazanması gibi. Cenab-ı Allah kulun yaşamsal iniş çıkışlarında mağfiret sahibidir. Aklı ile hata yapar. Ne insan vardır ki, şeytan bile, Ben Allah'tan korkarım diye ondan uzaklaşır. Görerek imandan sonra artık hata olasılığı kalmamıştır. Havarilerin muhatap oldukları tehdit budur.

5.Maide Suresi: Bismillahirrahmanirrahim,
116.Ayet: Ve Allah şöyle buyurduğu zaman: "Ey Meryem oğlu İsa, sen misin o insanlara "Beni ve o anamı Allah yanında iki tanrı edinin." diyen?" "Haşa, dedi, sen her türlü eksikliklerden münezzehsin ya Rab! Benim için gerçek olmayan bir sözü söylemem bana yakışmaz. Eğer söylemiş olsaydım elbette Sen bilirdin. Sen benim içimde olanı bilirsin, ben ise Senin zatında olanı bilmem! Şüphesiz Sen, gizlilikleri çok iyi bilensin.

117.Ayet: Sen bana ne emrettinse, ben onlara sadece onu söyledim. Hep "Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin!" dedim. Aralarında bulunduğum müddetçe üzerlerinde kontrolcü idim. Ne zaman ki beni içlerinden aldın, onları gözetleyen yalnız Sen kaldın. Zaten Sen her şeye şahitsin.

118.Ayet: Eğer Sen onlara azap edersen, şüphe yok ki onlar senin kullarındır, eğer onları bağışlarsan yine şüphe yok ki sen çok güçlü ve hikmet sahibisin."

119.Ayet: Allah buyurur ki: "İşte bu, doğrulara, doğruluklarının fayda vereceği gündür. Onlar için, altlarından ırmaklar akan, içlerinde ebedi kalacakları cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan. İşte o büyük kurtuluş budur.

120.Ayet: Bütün o göklerin, yerin ve onlarda olan her şeyin hükümranlığı Allah'ındır. O, her şeye daima gücü yetendir.

CENAB-I ALLAH HİÇ BİR KAVMİ UYARMADIKÇA ONLARI CEZALANDIRMAZ.

Davet edildiğinde kafire azap Hak olur. Ya-Sin Suresini hep biliriz. Biliriz de, bilmesi farklı. Ya-Sin kelimelerinin Sayısal çevirisi "70" dir. Yetmişinci ayeti de;

36/70.Ayet: Bismillahirrahmanirrahim,
" Diri olanları uyarsın ve kâfirler cezayı hak etsinler diye."

Hz. Muhammed S.A.V. buyurur ki: Güneş batıdan doğuncaya kadar Cenab-ı Allah'ın mağfiret kapıları sonuna kadar açıktır. O gün artık iman edenin imanı fayda etmez. Çünkü artık delillerin sonu ve büyüğüdür.

Konumuz  görerek imandı ama hadisi açıklamak gerek. Peygamberimiz Hz. Muhammed S.A.V. özelliklerinden;

Bir konuyu en özet şekli ile anlatması ve de mucizevi bir tarzda o konuyu asırlar boyu her kültürün onu algılayabileceği gibi söylemesidir. Mesela. "Yediğimiz yemeğe şeytanın ortak olması veya ondan yemesi."

Yediğimiz yemekten enerji alırız. Onunla yaşamsal ameller işleriz. Şeytanı sevindirecek amellerimiz, onun yediği yemekler anlamındadır.

Güneşin batıdan doğması da, bu güneşin batı tarafına geçmesi değildir. Hani Sabah namazının vaktini belirlerken öğrendiğimiz yalancı ufuktakine benzer bir ışık oyunudur. Cenab-ı Allah'ın verdiği doğa kanununda; Doğadan hiç bir şey yok olmaz, yoktan hiçbir şey de var olmaz. Güneş ışınları, verdiği enerji de varlıktır. Bize yansır, bizden uzaya yansır. Çoğunluğu direk uzaya yansır. Akılla bağdaşmasa da , halen ısrar ettikleri sonsuz bildikleri uzaydan denk bir açı ile dünyaya yansıyacaktır. Şu anda kim bilir uzayın neresine yansıyor. Bu birinci kat gökyüzü olayıdır. ( Kuyruklu yıldız konusunda aynı konu İnşeallah devamı işlenecektir.)

Ve Dünyamızın gece olan tarafı da aydınlanacaktır.

Bu büyük bir delil değil midir.?